|
Değerli Köylülerim,
Öncelikle yazıma “merhaba” diyerek başlamak istiyorum. Birkaç hafta önce bir New York- Frankfurt yolculuğu sırasında boş vaktide fırsat bilerek Yeniköy sitesine katkı olsun amacıyla, hiçbir kaynaktan yararlanmaksızın, kendi dağarcığımdaki bilgi ve yorumlarımı sizlerle ”Karabağ’dan Avrupa’ya” başlıklı makalemde paylaşmak istemiştim. Sağolsun Ziya’da bu yazıyı uzunluğundan dolayı dört bölüm halinde yayınlamaya karar vermiş. Yapılan yorumların bazılarından demek istediğim bazı şeylerin bazıları tarafından tam anlaşılamadığını düşünüyorum. Benim yazmak istediğim, köy tarihinden ve olaylardan ziyade “Uzun bir Göç’ün sosyal sonuçları idi.” sadece. Köy tarihini yazmak araştırmacıların işi, isabet oldu, o günlerde Ahmet Urfalı’nın “Karabağ Türkmenleri” başlıklı araştırması yayınlandı. Merak eden arkadaşlar oradan okuyabilirler. Benim yazmak istediğim, devam eden bir göç ve bu süreçte insan kalitesinin ne kadar önemli olduğudur. Ayrıca coğrafyaların bir ekonomik taşıma kapasitesinin olduğu, bu aşılınca dışa göçe engel olunamayacağıdır.
Ancak yayınlanan bölüm yazının önsözü veya giriş kısmı olduğundan, benim demek istediklerim ancak zamanla anlaşılabilecek ti, bu süre dört hafta olduğunda da takip etmek veya bütünü nü anlamak zorlaşacaktı. Bende Ziya’dan yazıyı uzun da olsa bütün olarak yayınlamasını rica ettim.
Senelerdir akademik bir çok yazı ve kitap yazdım, büyük şirketlere danışmanlık ve değerlendirme raporları yazdım, ama hiç birisi şahsıma veya hatıratıma yönelik sosyal içerikli yazılar değildi. Bu makaleden sonra şuur altında kalan bazı bilgileri, öncelikle kendim sonrada çocuklarım için yazmam gerektiğini düşünerek aşağıdaki başlıkları belirledim. Ziya’ya ise aşağıdaki notu gönderdim.
“Ziyacığım merhaba, kendim için yazmak istediğim makale başlıkları: yayınlamak istersen sana da gönderirim. Ama sayende hafızamdaki birçok görüntüyü yazıya döküyorum. Bunların her birisinin içeriği Karabağ'dan Avrupa’ya makale düzeyinde veya üzerindedir. Şimdi sana makale başlıklarını yazıyorum, bunların sayısını daha sonra artırabilirim. Ne kadarını tamamlamaya muvaffak olabilirim bilemiyorum. Vakit olarak aşırı planlı çalışmak zorunda olduğumdan bunları ancak yolculuk sırasında, toplantı aralarında, bazı toplantılarda sıkıldığımda yazıyorum. Bakalım ne kadar devam edecek.
Makale Başlıklarım:
1. Karabağ’dan Avrupa’ya :
2. Batı Avrupa turu
Avrupa’yı çocuklarıma tanıtmak için ailecek; Berlin - Hannover- Osnabrück-Köln-Amsterdam-Gent-Brüksel-Paris-Lozan- Cenevre -Bern-Zürich-St.Gallen-Münich şehirlerini kapsayan bir tur yapmıştık. Bu yazıyla Avrupa hakkındaki düşüncelerimi yazdım.
3. Ben öğrenciyken Türkiye ( Türkiye tam Turu: 7 bölge)
90’lı yılların ilk başında 3 ayrı seyahat halinde Türkiye’yi gezmiştim. Bu gezilere ait düşüncelerimi anlatacağım.
- Tur: Karadeniz, Doğu Anadolu, İç Anadolu
- Tur: Güney Marmara, Ege ve Akdeniz
- Tur: Güney ve Doğu Anadolu
4. Yeni Dünya Amerika: yiyebilen buyursun.
Tüm yönleriyle Amerika’da yaşamanın bedellerini, getirdiklerini ve götürdüklerini anlatmayı düşünüyorum.
5. Mazlum Afrika: Anglofon – Frankofon Afrika,
Tur şeklinde gezmediğim ama noktasal olarak gidip geldiğim, bazı arkadaşlarımın yaşadığı Afrika’ya Avrupalı’ların neler yaptığını. Şu anda hemşerilerimizin içinde yaşadığı Avrupa’nın Afrikayı nasıl sömürdüğünü anlatmayı düşünüyorum.
6. Moskova: Eski ve yeni Sovyetler
Bir yıla yakın yaşadığım eski ve yeni Rusya’ya ait değerlendirmeler yapmayı düşünüyorum.
7. Tataristan’da bir gece
Rusya’da kalırken gidip geldiğim Tataristan’a ait değerlendirmelerimi yazmayı düşünüyorum.
8. Araplar: Ne düşüneceğimi bilemiyorum
Kısa bir dönem yerleşik gibi yaşadığım Cidde ve gidip geldiğim diğer Arap ülkeleri ile ilgili değerlendirmelerimi yazabilirim.
9. Türkçe: Türkiye’nin ses bayrağı ve Türkiyem
Türkçe’ye ve Türkiye’ye aşığım.
10. Uzak Doğu: Bize çok yabancı (Japonya, Singapur, Malezya, Endonezya)
2000 yılında Fujitsu’ya çalışırken kaldığım Japonya ve oradan iş amaçlı olarak dolaştığım uzak doğu ülkeleri ile ilgili görüşlerimi yazmayı düşünüyorum.
11. Çin: Yecüc mü ? yoksa Mecüc mü
Başlığı bile muamma.
12. Orta Asya: Allah yardım etsin
Azerbeycan’dan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgısiztan, Özbekistan ve Kazakistan’la ilgili gördüklerimi paylaşmak istiyorum.
13. Kırım: Bir öksüz vatan
Kırım,gördüğüm günden beri içimde bir hicrandır. Anlatmak isterim.
14. Horasan Erleri: 1000 yılında Anadolu’ya, 2000 yılında nereye
Horasan erleri hep dikkatimi çekmiştir. Bu yazıyı bir araştırma ve derleme yazısı olarak yazmak istiyorum. Günümüz de Horasan erlerinin olmadığını zannedebilirsiniz. Yeniköylü dahi olsa bazı kişiliklerin hala Horasan eri ruhunu taşıdığını umuyorum(Yanlış anlamayın reenkarnasyona falan inanmıyorum).
15. Benim gözümle Romanya’dan Arnavutlak’a: Evlad-ı Fatihan ve Balkanlar
Fırsat olursa balkanları da başka bir gözle anlatmak isterim ( Belçika’dan Türkiye ye gelirken geçilirken görülenlerden farklı olarak ).
16. Hayata ait terimler
Muavenet(yardımlaşma), meşveret (danışarak hareket etme),izafiyet (görecelilik) gibi sonradan listesini yapacağım. Aslında bir çoğumuzun önemini bilmediği ama hayatımıza yön veren kavramları yazıp örneklendirmeyi düşünüyorum.
17. Soysal Hastalıklarımız
Karabağ Türkmenleri olarak yüzyıldan fazladır devam eden bazı sosyal hastalıklarımıza dikkat çekerek, bunların hepinize nasıl zararlar verdiğini, Türkiye’deki diğer topluluklarla karşılaştırarak dikkat çekmek istiyorum.
18. Vefa ve Veda
Bu yazıları tamamladıktan sonra, hepsini kendi arşivime kaldırıp, bu yazılara da bir nokta koyarak hepinize VEDA etmeyi düşünüyorum.
ESKİ KÖYLÜ
Durmuş Karabağlı’ya açık not: Hocam, yorumların için teşekkür ederim. Benim hafızamın bir kenarında kalmış Toprak Reformu gibi tali bir konuyu çok iyi açarak, değerli bilgiler verdiniz, teşekkür ediyorum. Biz sizden çok küçük olduğumuz için o dönemleri tam bilmiyoruz. Ancak bölük pörçük bilgilerle fil tarifi gibi yorumlayabiliyoruz. Öncelikle bazı yorumlarınızda isabet ettiniz.( 1) Karabağ’dan Avrupa’ya Atlantik üzerinde yazılmış bir yazıdır, doğrusunuz. (2) Yazılanları derleme veya üzerinde düşünülecek yazılarak olarak bakarsanız, o zaman asla yetmez. Ama olaya 30 sene + 3 saat olarak bakarsanız, çok bile gelir. O yazıyı tek sefer de yazdım, Ziya’ya göndermeden önce de ikinci bir okuma yapmadım. Okusaydım zaten göndermezdim çünkü 24 yıldır toprağına ayak basmadığım bir coğrafya hakkında bir şey yazmak bana düşmez diye. O nedenle birçok imla hatası var. Bazı yerlerde hızlı düşünüp yazarken, birçok yerde imla hatası v.s. yapmışım, bazı yerlerde güzel Türkçemize ayıp olmuş. Tamamı doğaçlama yazılmıştır, o nedenle ilk paragrafta belirttiğimiz gibi “ne hata ettikse affola – insan nisyan ile malul”.
|
karabagli43
ziya