Anasayfa Yazarlar Eski Köylü KARABAĞ'DAN AVRUPA'YA
KARABAĞ'DAN AVRUPA'YA
ESKİ KÖYLÜ tarafından yazıldı.    Pazar, 13 Mart 2011 09:58    PDF Yazdır e-Posta

Merhaba Sevgili Ziyaretçilerimiz, 

Geçen hafta bir köylümüzden aldığım mailde çok güzel bir makale vardı. Makaleyi okuduğumda çok ayrıntılı ve güzel analizler yapılmıştı. Bu makaleyi 3 veya 4 bölüm halinde sitemizde yayınlamaya karar verdim. Umarım sizlerinde hoşuna gider diyerek, makale üzerinde değişiklik yapmadan sizlerle paylaşıyorum.

Sevgili Ziya’cığım; öncelikle seni böyle bir siteye verdiğin emekler ve hemşerilerimizle ilgili güzel düşüncelerinden dolayı kutluyorum. Havaalanında beklerken gördüğüm site’ne bir katre ile de katkıda bulunmak istedim, bu arada da sekiz saatlik yolculuğu fırsat bilerek senin aracılığınla köylülerimize biraz mesaj vermek istedim.  Şunu belirtmeliyim ki aşağıda yazdıklarım öncelikle beni bağlar, bir kısmı verilere, bir kısmı gözlemlere ve bir kısmı da şahsi yorumlarıma dayanır. Bir anlamı olsun maksadıyla yazının başlığına “KARABAĞDAN AVRUPAYA ” adını vererek başlıyorum.karabag

1. Karabağ’dan Avrupa’ya: GÖÇ

Göç aslında bir dinamizm kavramıdır. Tarih boyunca tüm göçler büyük tarihi sonuçlar doğurmuştur. Bir taraftan da senin sitenin logosunda olduğu gibi “gurbet”, “sıla”,”hasret”, “kavuşma” gibi sonuçları da beraberinde getirmiştir. Benim bildiğim kadarıyla asıl göç 1800’lü yıllarda Karabağ’ın  (Şimdiki Ermenistan işgalindeki Azerbaycan toprağı Karabağ’dan bahsediyorum) Gence şehrinden başlamış, o zaman Ruslara karşı savaşırken başlarındaki paşanın şehit düşmesiyle, o bölgede dayanmayacağını düşünen Karabağ Türkmenleri göçe karar vermişler. Bir kısmı Adana’ya, bir kısmı Konya’ya, bir kısmı bizim olduğumuz Emirdağ ve havalisine, bir kısmı Sandıklı ve havalisine Sultan Abdülaziz döneminde yerleştirilmiş diye biliyorum. Konya da karşılaştığım kendini karabağlı diye addeden bazı sülalelerle tanışmıştım, yaşlıları lehçe olarak bize benzer bir ağız kullanmakta ve göç hikayesinin benzerliğini doğrulamışlardır.  Davulga da başlayan ilk yerleşim bademli ve köylerle devam etmiş diye biliyorum.

Sonraki yıllar hepimizin malumu.  Bu hikaye de bana ilginç gelen başka bir şey ise 1998 yılında bir Birleşmiş Milletler Refugee dergisinin yazarıyla Karabağ’a gittiğimizde insanların fizyonomi olarak bize çok benzediği, ayrıca Rusçadan etkilense bilen bazı bize özel terimleri   aynen kullandıklarını gördüm. Mesela, biz çocukken köyde kabul etmek anlamında “qayıl gelmek” derlerdi, bu ve benzeri bir çok ağzın onlarda da olduğunu görmüştüm. Demek istediğim Karabağ’dan başlayan bir göç Avrupa’nın çeşitli şehirlerine doğru akarken, yolda kazandıkları, kaybettikleriyle beraber sürüp gidiyor. Ama göçün ilk başladığı yerdeki Karabağlılar bizi çoktan unutmuş. Ki bizimde onları hatırladığımızı kimse de iddia etmiyor zaten.   Ayrıca göçün bir öncüsü olduğu gibi arkası da vardır. Şu andaki arka nokta şimdilik Yeniköy, davulga ve havalisi gözüküyor. Tabii sonunu Allah bilir ancak genç/yaşlı oranına bakılırsa göçün ardının kopması da çok uzun olmayacak gibi.

 

2. Karabağ’dan Avrupa’ya: TOPRAK REFORMU:

Bu döneme bence yeniköy’ün altın dönemi desek yerinde olur. 1900 yıllarda, Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde endüstri öncesi tarım toplumunu yaşayan atalarımız, geniş Anadolu topraklarını gönüllerince demeyeceğim, güçleri yettiğince ekip biçerek yaşamışlar.   Kimsenin kimseye sen niye burayı ekip biçiyorsun demediği, herkesin ancak gücüne göre ekip biçtiği, at ve saban dönemi Cumhuriyetin ilk yıllarında mekanizasyona dönüşüp traktör alanın alabildiğine ekmeye başlayacağı dönemde TOPRAK Reformu geliyor ve 1960 yıllarda tapu kadastro boş olan arazileri öncelikle evli babalarımızdan başlayarak tapuluyor.  Bu paylaşım evlilerin geçimini sağlayacağı kadar 120 dekarlık bölümler şeklinde yapılıyor. Evli olmayan bir şey alamadığı gibi, bir nesillik dönemde bu tarlalar oğullara paylaştırılacağı dönemde kişi başına düşen arazi daha da azalıyor. Bu toprakların bu insanları besleyemeyeceği görülüyor.

3. Karabağ’dan Avrupa’ya: II. DÜNYA SAVAŞI VE YENİKÖY:

Şimdi ne alakası var demeyin; anlatacağım. Avrupa II dünya savaşında iş gücü ve genç nüfusunun çoğunu kaybederken şu özeni göstermiştir. Savaşa az vasıflı elemanları gönderirken günümüzde beyaz yaka diye tanımlanan doktorunu, mühendisini, sanatkarını, usta başını v.b kalifiye insanın korumayı başarmıştır (Çanakkale bir destandır, ancak birde Çanakkale’ye 250 bin doktor, mühendis, öğretmen gibi memleketin kaymak tabakasını şehit olarak gömdüğümüzden 100 senedir belimiz yeni yeni doğruluyor). Hatta savaşın sonlarına doğru Almanya savaşı kaybedeceğini anladığında ikinci bir seçim yaparak kalifiye elemanlarına ilaveten sağlıklı askerleri de seçerek şu ifadeyle geriye göndermiştir. “Biz savaşı kaybettik; bari siz gidip yeni Almanya’yı kurun”  diyerek. Savaş 1945 de bittiğinde Almanya önce kendi yaralarını sarıp, tabir-i caizse ortalığı 15 senede topladıktan sonra fabrikalarını çalıştırmaya başladığında beyaz yaka var ama, mavi yaka yok. İş gücü savaşta ölmüş durumdadır. Çare olarak o zaman II. Dünya savaşına girmeyen Türkiye Cumhuriyetini görür ve 1961 yılında Türkiye İşçi bulma kurumuna başvurarak “geçici işçi” talebinde bulunur. İşçi bulma kurumu da bunu radyolarda duyurarak halkı bilgilendirir. Aslında bu duyuru, bilimsel anlamda tam bir “doğal seleksiyon” olayıdır. Halinden memnun  olmayan, toprağı olmayan, zor geçinen herkes ve birazda macera sevenler için bir umut olur bu olay. Zaten Avrupa’ya seyahatin ilk tanımı nedir ? “Biraz para kazanmak, köyden geçinecek kadar toprak almak”.  Çünkü köydeki nüfus dengesi taşıma kapasitesini çoktan aşmış belirli aileler dışında o topraklarla(40-50 dekar, 1970’lerde ki nesil için) o günün şartlarında geçinmek imkansızdır. Bilimsel anlamda olaya bakıldığında populasyon dışa göç vermek zorundadır. Bu göçün tetikleyicisi bu işçi bulma kurumu radyo duyurusu olur. Sonra 1. Nesil Avrupa yolcuları önceki İstanbul Unkapanı’ndaki İşçi Bulma Kurumuna, sonra sağlık muayenesine sonra da Sirkeci Garına uğrar. Sonra ver eline Evropa.

YAZAN: ESKİ KÖYLÜ

DEVAMI HAFTAYA


Yorumlar  

#8 Ömer Koşar » 10-04-2011 01:39

Bende 2 defa Azerbaycana gittim,1800 lerdeki hadise Gence Hanı Cavad Hanın ruslar tarafından şehit edilmesidir,Gence şehrinde Cavad hanın mezarını ziyaret etmek şahsıma nasib oldu çok şükür( Azerbaycan dilinde Cavad Xan).Ayrıca Gence şehri Karabağ arazisinin dışında kalmaktadır bu bilgi yanlışını düzeltmek isterim.Davulga ile alakalı bazı sitelerdeki tarihsel anlatımların maalesef hiçbir bilimsel mantıksal tarafı yok örnek:Hz.Hüseyin kerbelada şehid olunca çok üzülmüşler başlarına karalar bağlamışlar vb .o yıllarda Türkler henüz müslüman değildiki 751 yılında talas savaşıyla Türklerin müslümanlaşma süreci başlar. Benimle email yoluyla iletişime geçmek isteyen olursa email adresim :
0 +−

Ömer Koşar

#7 mazhar alhan belcika » 22-03-2011 21:28

koyumuzun ve soyumuzun tarihini bizzat yasayan amca dedelerimizden bizzat konusarak istisare yaparak alsak map haritasi uzerinden yorum yapacagimiza yasayan buyuklerimizden arastirmamiza devam etsek onlarin bilgilerini alip herkesle paylasalim daha iyi olmaz mi map haritasi hepayni hep yerinde :sigh:
+2 +−

mazhar alhan belcika

#6 mazhar alhan belcika » 22-03-2011 21:16

bence bu adam her kimse tarihci galiba yenikoy le avrupanin sirkeci garinin ne alakasi var
+3 +−

mazhar alhan belcika

#5 karabagli43 » 15-03-2011 16:02

Ben bu yazının öyle hava alanında ki tahminen uzak doğu veya Amerika yolculuğu olması lazım yazılacağına inanmıyorum. Zaten yazar kendisi gözlemlerime,edindiğim bilgilere ve yorumlarıma ve verilere dayanıyor diyor.Güzel bir araştırma geniş tutulmuş bir paylaşım. Yazarı bence tapu ve kadostracı birisi, Satılmışın Ömer gibi konuya vakıf birisinin aktarımı veya bilmiyorum Musa Tekelinin araştırıp yazmış olabileceğini tahmin ediyorum. Bilgi olsun diye söylüyorum o zamanlar muhtar rahmetli Veli Köker di. Dağıtımı gerçekleştiren ise Afyon 50 nolu toprak tevzi komisyonu idi.O komisyon köye büyük bir zarar vererek Toklucak lehine Koyun kayası mevkiindeki tarlaları onlara dağıtmıştır.Birde düz ağıldaki(altınova) parsel yollarını köye dik değil paralel yaparak bir nevi intikam almıştır. Komisyon üyelerinin Toklucakta kalmaları o günkü heyetle aralarında çıkan anlaşmazlık bunlara sebeb olmuştur.Yazarın da belirttiği gibi 120 dekar arazi 5 nüfus gözetilerek verilmiştir. 120 dekardan az arazisi olanlar tamamlanmıştır.Yazıdaki bazı bilgiler bunu kaleme alanın bilmesi veya bilenden dinlemesi gerekir.Yazarın emeğine sağlık diyorum.
−1 +−

karabagli43

#4 Mevlüt ALHAN » 14-03-2011 16:54

He mşehrimize konuya duyarlılığından teşekkür ediyorum.Makalede yazdıkları daha önce sitede yayınlananlardan çok farklı değil.Bu konuya benzer yorumlar daha öncede yapılmıştı.Hemşehrimiz kimliğini açıklarsa fikir alışverişinde bulunabiliriz.
+1 +−

Mevlüt ALHAN

#3 ziya » 13-03-2011 20:59

Yazarın isminin açıklanmaması tamamen yazarımızın insiyatifindedir. Kendisi böyle uygun gördü, bizler için yazdıkları önemlidir diye düşünüyorum. Belki ilerde zamanı gelince kendisi açıklar.
−1 +−

ziya

#2 ramazan alhan » 13-03-2011 20:48

sitemizdeki yazıyı ilgi ile okudum.özellikle geçmişimize yönelik bu tür bilgiler hep ilgimi çekmiştir.yazıyı yazan kişinin kim olduğunu belirtmemişsiniz.bunun özel bir sebebi mi var yoksa makalenin tamamı yayınlandığında açıklayacakmısınız.makalede güzel tespitler var.devamını da okumak isterim.makaleyi yazan kişi karabağ bölgesi bizzat görmüş galiba.ama kendisininde ifade ettiği gibi oralardan fazla bir bilgi elde edememiş gibi görünüyor. bu konuya yönelik köyümüzün yaşlılarından da da bilgi alınabilir.ben bu konuda ve köyün geçmişine yönelik mustafa alhan'ın iyi bir kaynak olabileceğini düşünüyorum.selam ve saygılarımla...
+1 +−

ramazan alhan

#1 ziya » 13-03-2011 10:14

Öncelikle sitemizle ilgili güzel görüşleriniz için çok teşekkür ederim. Sizler gibi sitemize destek olanlar olduğu sürece sitemiz ilerleyecek ve gelişecektir. Yazdığınız bu makale gerçekten çok ayrıntılı ve çok yerinde tespitleriniz var. İlerleyen haftalarda devamı geldikçe bizler için çok güzel bir arşiv olacağı kanaatindeyim. Size tekrar teşekkür ederim, saygılarımla
−1 +−

ziya

Yorum ekle

Son Güncelleme ( Cumartesi, 26 Mart 2011 22:33 )
 


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız...

Yılın En Çok Okunanı

Ayın En Çok Okunanı

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün852
mod_vvisit_counterDün1289
mod_vvisit_counterBu Hafta2141
mod_vvisit_counterGeçen Hafta11000
mod_vvisit_counterBu Ay34098
mod_vvisit_counterGeçen Ay52401
mod_vvisit_counterTotal659786