| Islah Kendinden Başlar | ||||
|
![]() Bir kimse kalbinin temizlendiğini iki noktadan öğrenebilir ; Eğer kişi hak yolunda kendisini övenlerle sövenleri bir görüyorsa , bu insanın kalbinin temizliğine alamettir. Diğer nokta da insanlar tarafından sevilmesidir. Bir kimseyi insanlar için maksat olmadan sırf rıza-yı ilahi için seviyorsa , yine Allah rızası için kendisini sevenler çoğalıyorsa , bu o kimsenin kalbinin temizliğine işarettir.
Öyleyse kendini insanlara sevdir. Halka hizmetkar ol. Hakk’ın seni sevmesi için halka yar- dımcı ol . Onların dinine yardım et, dünyalarına yardım et. Bil ki Allah bir kulunu severse cümleyi sevdirir. O zaman Allah Cibril-i Emin’e buyurur : ‘’ßen filan kulumu sevdim.Dünyaya ilan et, insanlara onu sevdir.’’ Bunun nişanı nedir ? İnsan halkın dinine yardım etmede onlara mühim derecede yardımcı Olursa , Allah o kulunu sevdir. Öyleyse senin derdin Ümmet-i Muhammed’in derdi olsun. Senin gailen onların hizmeti olsun, senin işin onların imanına yardımcı olsun. Onlara her zaman Allah’tan korkmayı, Resulullah (s.a.v)’i sevmeyi hatırlat. Fakat ıslaha önce kendinden başla . Önce kendine iyiliği yap . Kendini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez. Adaleti,hik- meti ve hakikatı anlamak istiyorsan hizmeti önce kendine yap ki , kemaleti önce o anlasın, mağfiret ve muhabbeti tatsın. Kendinde Allah’a sevgi, Resulullah’a itaat yoksa , başkasına bu sevgiyi anlatmaktan menfaat olmaz.
Hz.Ömer (r.a) Efendimiz halifeliğe geçtiği zaman pek çok kimseler kendisine nasihat ettiler.
‘’Ey Ömer adaletle hükmet!’’ diyerek onu uyardılar. Hz. Ömer Efendimiz sahabilerin arasına göz gezdirdi, içlerinden zayıf vücutlu, beyaz tenli birini çağırdı. ‘’Hadi sıra sende, bana nasi- hat et ‘’ dedi. O zat geldi edeple Hz. Ömer Efendimizin karşısına oturdu. Şöyle konuştu ;
‘’ Bu ümmetin başına geçmiş bulunuyorsun ey Ömer. Yüklendiğin bu önemli vazifede Allah’tan kork, doğruluktan ayrılma. Bu ümmetin her bir ferdinin kıymetini en az kendin kadar aziz kıl. Zira bir gün gelip Allah seni sorguya çekecek. Bunun hesabını bir gün sana soracak. Ey Ömer ! Unutma bu hesabı sen vereceksin. Bu emaneti yerli yerince koru !’’
ßunun üzerine Hz. Ömer(r.a) Efendimiz: ‘’Halife olduğum günden beri senden başka kimse bana doğruyu söylemedi. Allah razı olsun ‘’ dedi. Ona nasihat eden bu kişi mübarek sahabi Hz. İbn-i Ziyad (r.a) idi.O çıkıp gittikten sonra Hz. Ömer (r.a) Ebu Musa Eş’ari (r.a) Hazret- leri’ne dönüp, ‘’İbn-i Ziyad’ın hareketlerini kontrol et’’ dedi ve ilave etti : ‘’ ßu delikanlının gerçekten hali sözüne uyuyorsa ona subaylık ver. Ama ben Resulullah’tan duydum : ßenden sonra sizin için en çok , lisanen alim görünen fakat özüyle sözü tutmayan kimselerin bulunmasından korkuyorum’ buyurdu. Sende bunu kontrol et. Nasihat ettiği gibi kendisi sözüne sahip mi ? Evet, işte burası çok zor. Nasihat vermek kadar kolay bir mesele yok. Amel etmek kadar da zır bir mesele yok. Eğer bu iş kolay olsaydı , Hz. Ömer Efendimiz koskoca kumandan Hz. Sa’d’a deminki nasihatı yapmazdı. Demek amel yapmakla değil , Allah ve Rasulü’nün Emirlerini aksatmadan yerine getirmekle olur. Yapılan ibadetlerin lezzet haline gelmesi, ülfet ve ünsiyet haline getirmekle mümkündür. Bunun hududu da ilahi aşk’a ve Resulullah (s.a.v)’i sevmeye bağlıdır. İnsan Allah ve Rasulü’ nü sevdiği kadar Allah ve Rasulü’ne itaat artar. Allah ve Resulü’nü sevebildiği kadar kalbin- deki haşyet artar.Allah ve Rasulü’ne tabi olabildiği kadar da insanlarla olan muamelesi değişir Herkesin işleri manevi rütbesindeki haline göredir.
ISLAH OLMAYAN İFLAH OLMAZ HER DÜŞÜŞTE BİR ÖĞRENİŞ VAR NE ÖĞRENİŞ BİTER NEDE DÜŞÜŞ…. Saygılarımla KARABAĞLI |
| Son Güncelleme ( Salı, 26 Ocak 2010 15:53 ) |






















ersin
sitemiz çok güzel olmuş dahada güzel olmasını istiyoruz
ersin
musa..
koker veli
Tkili_Kizi
ziya