|
Kırılmaması gereken şeylerin başında gelir şüphesiz ki kalp... Yılların sonunda geriye baktığımızda kaç kalp kıracak olduğumuzu bilemeyiz fakat bu sonuca kendimiz sebep veririz...Ve kimbilir kaç kalp şahsımız tarafından kırılmış üzülmüştür... Yüce yaratanın kusursuz bir şekilde yaratılan insan duyguları nice kitaplar nice bilimadamları tarafından çözülememiştir... Ama bir gerçek varki..İnsanın yaşama tutunan en kuvvetli en önemli koludur duygular karmaşası yada diğer adıyla kalp... Bir insanın mabedidir...Yaşam kaynağı..tüm tecrübesidir kalbi..Onu ayakta tutan en büyük maneviyat değilmidir ?
Bunu kırmaya ne hakkımız olabilir ki... Değerlerimiz çoğu zaman üstü tozlarla kaplı bir köşede unutulmuş bir sandık gibidir..Onu kaybetme korkusu bulamadan onun bizde yarattığı o etkiyi aramadan anlamayız değerlerimizi..Yaşam söz konusu olduğunda üzülüp iyi davradığımız insanlar çoğu kez şahsımız tarafından gereksiz sıradan görülmüş ve bir köşeye itilmiştir... Onun bizde yarattığı sevgi etkisini aramadan önce hatırlamayız asla..Ve insanın bencillik duygusu biranda kaybolur..İşte ozaman kalp kırmak deyimi bizim için bir anlam kazanr..Ne yaptığımızı sorgular oluruz.. Nizâmeddîn Evliyâ hazretleri; “Kalb kırmak, Allahü teâlânın lütfunu incitmektir. Neye uğrarsa uğrasın, sâlih kimse, aslâ kimseye kötü söylememeli ve lânet etmemelidir. insanların kabahatlerini açıklamamalıdır” buyurmuştur. Bir kalbi kırmak, senelerce ibâdet ve zikir sevabının hepsini alıp götürür. islâmiyet öyle bir dindir ki, kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır. Nerde kaldı ki, Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine inanan, Allah diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir mü’minin kalbini kırmak, çok büyük günahtır, harâmdır. 70 defa Kâbe’yi yıkmak! Peygamber Efendimiz (sav); mübârek elleri ile Kâbe’yi göstererek; (Ey Kâbe, sen Allah'ın evisin. Sen mübâreksin fakat bir Müslüman,bir mü’minin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük günaha girer) buyuruyor. Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben böyle buyuruyor. Bir mü’min, bir mü’minin kalbini kırsa, 70 defa Kâbe’yi yıkmaktan beter günaha girmektedir. Müslüman olarak hepimizin bunları okumamız, öğrenmemiz ve ona göre hareket etmemiz lazımdır. Din büyükleri buyuruyor ki “Her günâh, îmânı tehlikeye sokmaya sebep olabilir ama şu üç günâhıntesiri daha kuvvetlidir: 1- imân nimetine şükretmemek. 2- imânın gitmesinden korkmamak. 3- Mü’minleri incitmek, kalblerini kırmak. Hadis-i şerifte; (Kalb kırmak, Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyurulmuştur. iyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Allah-u Teâlâyı en çok inciten, küfürden, inkârdan sonra, kalb kırmak gibi büyük bir günah yoktur.” imâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mü’min olsun, âsî olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. çünkü, âsî olan komşuyu da korumak lâzımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyâde inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günâh yoktur. çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. insanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi döğülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik mâliki, sâhibi olan efendinin şânını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlûkları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. izni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hattâ, onun emrini yapmak olur.” Abdullah-ı Dehlevî hazretleri de buyuruyor ki; Hiç kimseyi incitme! Netice olarak; kalb kırmamalı, hiç kimseyi incitmemelidir.Değil mü’minin kalbini, kâfirin kalbini bile incitmeye hakkımız yoktur.Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırmamalıdır. çünkü kalb kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir. Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Ev sahibine eziyet edenin komşusu da incinir. Gıybet, suizan ve kalb kırmak, kul hakkıdır. Eziyetlere katlanmak, kızmamak, güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak, güzel ahlâktandır. Bunun için hiç kimseyle münakaşa etmemelidir. Münakaşa, dostun dostluğunu giderir, düşmanın da düşmanlığını arttırır. Nereden bakılırsa bakılsın, hep zarardır. Müminler dua eder, fâsıklar, münâfıklar ise, dedikodu ve gıybet ederler. Aklı olan islamiyete uyar, Müslüman olur, hizmet eder. Nefsine, şeytana uyan ise, inkâra, küfre kayar. islamiyete uyan Cennete, nefsine uyan da, Cehenneme gider. Ve Ahmed Yesevî hazretlerinin buyurduğu gibi “Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! Kalb kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir Ama çok geçtir..Kırılan o kalp bir zaman misali geriye akamaz ve bir araya gelemez.. Çoğu zaman önemsiz olan insan kalbi en büyük pişmanlığa dönüşür.. Pişmanlık dostlukda son bulur.. 2010 yılı tüm insanlık ve yeniköylülerimiz’e barış huzur ve mutluluk getirmesi ve dileklerimle... Saygılarımla... Yazan: Karabağlı
|
narkoz
baha
h karabagli
MUSA
halil sepetci
veli koker
Karaßağlı
ziya