Anasayfa Yazarlar Karabağlı İşte AB demokrasisi (!) 
İşte AB demokrasisi (!) 
Karabağlı tarafından yazıldı.    Salı, 25 Ağustos 2009 11:04    PDF Yazdır e-Posta

Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması, özelleştirmeler ve çalışma yaşamının esnekleştirilmesini içeren yeni liberal politikalar doğrultusunda belirlenen bu ekonomi politikalarının uygulanması ile AB’nin demokrasi, insan hakları söyleminin de göz boyamaktan öteye bir anlam taşımadığı düşüncemi de sizlerle paylaşmıştım. Bu düşüncemin kaynağı, tarihsel süreçte de kanıtlandığı üzere, üretim sürecinde yani, çalışma ilişkilerinde demokrasi olmadan toplumsal yaşamda da demokrasi olmayacağı gerçeğidir. Piyasalaşma, özelleştirme ve esnekleşme, çalışma yaşamını bütünüyle antidemokratik hale getirmektedir. Çalışma yaşamının antidemokratik hale gelmesi yani, çalışma ilişkilerinde sermayedarın tek belirleyici olması, toplumsal ilişkilerde de sermaye kesiminin bütünüyle egemen olmasını getirecektir.

Bu bağlamda, Türkiye’de “AB’ye girersek demokratikleşeceğiz” söylemi ile bir “dogma” haline dönüştürülmeye çalışılan AB, uyguladığı ekonomi politikaları ile bırakınız Türkiye’yi demokratikleştirmeyi, kendi içinde antidemokratik hale gelmektedir. Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde emekçilerin kazanılmış hakları geri götürülerek, bu antidemokratikleşme süreci hızlı bir biçimde yaşanmaktadır. Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu’nun (ICFTU) 2007 ekim ayında hazırlamış olduğu AB’de çalışma standartları ve sendikal politikaları içeren raporu, AB ülkelerinde çalışma yaşamının ne denli antidemokratik uygulamalar içerdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Söz konusu raporda: Örgütlenme Özgürlüğü ve Toplu Sözleşme Hakkı; Ayrımcılık ve Eşit Ücret; Çocuk Emeği; Zorunlu Çalışma olarak dört ayrı başlık altında AB ülkelerinde teker teker incelenmiştir.

Raporun, Örgütlenme Özgürlüğü ve Toplu Sözleşme Hakkı başlığı altında özellikle, Birliğe yeni katılan ülkelerin hemen tümünde örgütlenme ve grev hakkının yoğun biçimde engellendiği ortaya konulmuştur. Buna karşılık, diğer ülkelerde de gerekli yasal düzenlemelerin var olmasına karşılık, uygulamada örgütlenme ve grev hakkının kullanımı konusunda ciddi engellemeler olduğu belirlenmiştir. Bu ülkeler içinde, en gelişmiş “demokrasi”ye sahip olduğu düşünülen ülkeler de vardır. Örneğin, Belçika’da grev hakkı, mahkemeler tarafından önemli ölçüde engellenmektedir. Almanya’da kamu çalışanlarının (öğretmenler de dahil olmak üzere) çok önemli bir bölümünün grev hakkı yoktur. İspanya’da yabancı işçilere grev ve örgütlenme hakkı tanınmamaktadır. İngiltere’de yasal düzenlemelerle grevler sınırlandırılmakta, işverenlere bireysel sözleşme yapmaları için işçilere teşvik verme hakkı tanınarak, sendikal örgütlenmeler engellenmektedir.

Raporun Ayrımcılık ve Eşit Ücret başlıklı bölümünde, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Danimarka ve Hollanda da dahil olmak üzere tüm üye ülkelerde cinsiyet ayrımcılığı yapıldığı, kadınların ücretlerinin aynı işi yapan erkeklerden yüzde 30 dolayında daha düşük olduğu belirtilmektedir. Yine birçok ülkede Romanlar ve engellilere yönelik de ayrımcılık yapıldığı ortaya konmaktadır.

Çocuk Emeği başlığı altında, özellikle yoksulluğun artması ile birlikte, çocukların çok küçük yaşlardan itibaren, çöp toplayıcılığı, ayakkabı boyacılığı, satıcılık, trafik ışıklarında cam yıkama, dilencilik ve fahişelik alanlarında yoğun biçimde kullanıldıkları tespit edilmektedir. Ayrıca, tekstil ve ayakkabıcılık gibi sanayi kollarında da çocuk emeği kullanılmaktadır. Bu uygulamaların en yoğun olarak görüldüğü ülkeler içinde yeni üye olan ülkelerle birlikte, İngiltere, İspanya, Portekiz, İtalya ve Yunanistan da vardır.

Raporun AB demokrasisini anlamamızı sağlayan en çarpıcı bölümü, Zorunlu Çalışma başlığı altında ortaya konulmuştur. Buna göre birçok Avrupa ülkesinde mahkûmlar, özel şirketler için asgari ücretin çok altında (örneğin Almanya’da sadece yüzde 5’i kadar ücrete), sigortasız olarak çalışmaya zorlanmaktadır. Bu uygulamayı gerçekleştiren ülkelerin başında, Avusturya, Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya vardır. Ayrıca, üye ülkelerin birçoğunda özellikle Uzak Doğu, Afrika ve eski Doğu Bloğu ülkelerinden getirilen insanların ticareti yapılmaktadır. İçerisinde çocukların da bulunduğu bu insanlardan kadın ve kızlar fuhuşa zorlanırken, erkekler ağır işlerde birçok zaman karın tokluğuna “köle” olarak çalıştırılmaktadır. Bu ülkelerin içerisinde, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere de vardır.

İşte, üye olduğumuzda demokratikleşeceğimiz iddia edilen AB’nin sahip olduğu demokrasi budur(!) Benim bunları ortaya koymaktaki amacım asla, “zaten onlarda da demokrasi yok, o halde biz de antidemokratik yapımızı sürdürelim” düşüncesini savunmak değildir. Benim amacım sadece, gereksiz beklentiler yaratarak, Türkiye’de yürütülen demokrasi mücadelesine engel olduğunu düşündüğüm “AB’ye girersek demokratik bir ülke olacağız” yanıltmacasının AB’nin gerçeklerini ortaya koyarak, gözler önüne sermektir.

Saygılarımla KARAßAGLI


Yorumlar  

#1 musa.e. » 26-08-2009 06:09

selamlar karabagli kardesim..yazinda gercekten guzel tespitler yapmissin..ABye uye ulkelerin nasil bir yaptirimlarla yonetildigini nasil bir demokrasi catisi altinda toplandigini iyi guncellemissin..bu ismini saydigin ulkelerde demokrasi zaten yok denecek kadar az hele bazilarinda hic yok..biz Turk milleti olarak AB\\\' ye girsekte girmesekte cumhuriyetin ilanin dan buyana demokratik ve cagdas bir ulkeyiz..avrupa bunu biliyoda isine gelmiyo..saygilar
−1 +−

musa.e.

Yorum ekle

Son Güncelleme ( Salı, 25 Ağustos 2009 11:09 )
 


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız...

Yılın En Çok Okunanı

Ayın En Çok Okunanı

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün142
mod_vvisit_counterDün1360
mod_vvisit_counterBu Hafta142
mod_vvisit_counterGeçen Hafta11000
mod_vvisit_counterBu Ay32099
mod_vvisit_counterGeçen Ay52401
mod_vvisit_counterTotal657787