|
Ben Hayrettin ÇİFTÇİ,25 Nisan 1931 yılında Yeniköy'de doğdum. Hacımusaların Nazif Çiftçi'nin oğluyum. İlkokul 3. sınıfa kadar Yeniköy'de okudum. O zamanlar bizim köyde 4., 5. sınıflar yoktu. 4. sınıfı Eşrefli'de, 5. sınıfı da Emirdağ merkez İnkılap İlkokulunda okudum. Üçüncü sınıfta okurken okula gelen bir müfettişin dikkatini çekmiş olacağım ki; önce Eğitmenim Abdil Koyuncu'ya (kayın babam), sonra da babama ve Ziya Amcama benim okutulmamı söylemiş. Onlar da bunu olumlu bulup benim okumamı sağlamışlar. Onlara şükran borçluyum, Tanrıdan rahmetler diliyorum. 1945 yılında Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü'ne kayıt oldum ve 1949 yılında öğretmen olarak mezun oldum. İlk öğretmenliğim Ankara köylerinde geçti. 1951 yılında Yeniköy'de öğretmen olan köylülerimizin de çok iyi tanıdığı Arzu öğretmenle evlendim. Eş durumumuz nedeni ile ikimizin tayini Afyon Kayaviran Köyü okuluna yapıldı. İkisi de inşaat mühendisi olan bir kızım, bir oğlum var. Kızım Ayşin'den iki kız torunum (Naz ve Deniz), oğlum Erdal'dan da Efe adında bir erkek torunum var. Arzu ile birlikte öğretmen olarak Emirdağ Alikan Köyü'nde ve Merkez Mithatpaşa okulunda görev yaptık. 1958 yedek subay askerlik dönüşü Suvermez Köyü'nde de kısa bir süre çalıştım.
İlköğretim müfettişi olarak atandığım ilk il Bingöl'dü. 1963 yılından itibaren üç buçuk yıl çalıştım. Bugün birçok insanın gitmeye dahi korktuğu Bingöl dağlarında at sırtında, katır sırtında, bazen de elimde çanta yaya yürüyerek görev yaptım. Okullara teftişe çıktığımda bazen bir hafta evime dönemediğim oluyordu. Koşullar çok ağırdı ama böyle yerlerde hizmet etmenin vatanıma daha yararlı olduğuna inanıyordum. İşimin adı; insanların eğitimi, ulusumun geleceği olan çocukların eğitimi olunca çok daha önem kazanıyordu. Zaten bizim öğretmenlik mesleğini bir muma benzetirler. (Kendi yanar, erir fakat etrafını aydınlatır.) 1966-1975 yılları arası Eskişehir'de, 1975-1982 arası da İstanbul'da ilköğretim müfettişi olarak görev yaptım. Binlerce öğretmenin çalışmalarını değerlendirdim. Onlara sicil verdim, yardım ve rehberlikte bulundum. İdari ve adli soruşturmalar yaptım. Meslektaşlarımla saygı ve sevgiye dayalı ilişkilerim 1982'de emekli olduktan sonra da devam etti. İstanbul'da iki yıl Türkiye Emekli Öğretmenler Derneği genel başkanlığını yaptım. 2004 yılından itibaren de İzmir'de ikamet ediyoruz. Yeniköy'le İlgili Bildiklerim, Unutamadığım Anılarım: Yeniköy Davulga nahiyesinden ayrılmadır. Halkın genellikle Karabağlı aşiretinden olduğu söylenir. Kuruluşu tahmini 1700 yılı sonları ve 1800 yılları başlarına rastlamaktadır. O zamanlar hayvancılık, özellikle koyun sürüleri çok önemli bir geçim kaynağı olarak görülüyordu. Köyümüzün bugünkü yeri ve çevresi otlakiye olarak kullanılıyormuş. Burada hayvanlarını otlatan sürü sahipleri zamanla bu çevreye yerleşmişler. Yavşan otuyla ünlü Düzağıl mevkiindeki ağıllara kış günlerinde arabalarla saman taşındığını ben çok iyi hatırlıyorum. Ayrıca 10 Kasım 1938 tarihinde köyün muhtar odasındaki Türk bayrağının neden direkte böyle yarım durduğunu çocuk merakımla sorduğumda; Bugün Gazi Paşa (Atatürk) öldü, dendiğini ve o üzüntülü yüzleri de hatırlıyorum. Köyde birçok ailelerin konuk odaları vardı. Tanıdık olsun olmasın gelen misafirler burada ağırlanırdı. Bu odalarda başköşelerde yaşlılar oturur sonra kapıya doğru yaş sırasına göre dizilirlerdi. Bayramlardaki kutlamalar, arabaşı sofraları ve aşure günleri çok renkliydi. İkinci Dünya Harbinin Trakya sınırımıza kadar dayandığı yıllarda köyün yanındaki karatepeye yüksek bir yer yapılıp içine kuru ot dolduruldu. Yurt genelinde harp ilan edilirse bu ot yakılarak çevreye ve diğer köylere duyurulacaktı. Bizim odada da kurtuluş savaşına subay olarak katılan Ziya Amcam kulaklı radyodan dinleyip harita üzerinde harbin seyrini anlattığını iyi hatırlıyorum. Yaz tatillerinde köye geldiğimde hemşehrilerimle değişik konularda sohbet etmeyi, kahvede onlarla oyun oynamayı, hele Ali Çavuşların Şükrü ile bir tavla partisi yaptığım günleri unutamıyorum. Bir gün Mazhar'ın Mevlüt "Hoca gel seni gezdireyim, bana arkadaş ol" diyerek Bursa'ya kamyonuyla yaptığımız seyahati ve daha bir çok köyümüzle ilgili güzel anılarımı özlemle yad ediyorum.
Sevgiler, saygılar.
|
Bu vesile ile sizlere ve Sebahattin dedemede sağlık,sıhhat diliyorum.Suay'ın oğlu Enis koç
enüs koç
cengiz çankaya
Hayrettin Çiftci
TAMER ÇİFTCİ
A. Baki Koyuncu
Uğur KOYUNCU
Mevlüt ALHAN
Durmuş Karabağlı
ziya